Çevre ve İklim 4 dk okuma
Sis Nasıl Oluşur? Yere Değmiş Bir Bulutun Fiziği
Vadileri kaplayan sisin ardında çiylenme noktası, soğuyan zemin ve rüzgâr dengesi var. Sis türleri ve dağılma nedenleri.
Yazar: Ece Yalınkaya
Sabahın erken saatinde vadiye inen sis, manzarayı bir anda yumuşatır. Uzaklar kaybolur, sesler farklı yayılır, tanıdık bir yol yabancılaşır. Görünüşteki bu sadeliğin altında ise havanın nemi, sıcaklığı ve zeminle ilişkisi arasındaki hassas bir denge yatar. Sis aslında yere değmiş bir buluttur ve nasıl oluştuğunu anlamak, atmosferin günlük ritmini anlamakla aynı şeydir.
Havanın taşıyabildiği nem
Hava içinde belirli miktarda su buharı taşır ve bu miktarın üst sınırı sıcaklığa bağlıdır. Sıcak hava daha çok nem tutabilir; hava soğudukça taşıma kapasitesi düşer. Belirli bir noktada havadaki nem, o sıcaklıkta taşınabilecek en yüksek miktara ulaşır. Bu sıcaklığa çiylenme noktası denir. Hava bu noktanın altına inerse fazla buhar sıvı hâle geçmek zorunda kalır ve havada asılı minik su damlacıkları oluşur.
Damlacıkların oluşabilmesi için üzerinde yoğunlaşacakları küçük parçacıklara ihtiyaç vardır. Toz, deniz tuzu, polen ve yanma ürünleri bu görevi görür. Tamamen temiz bir havada yoğunlaşma çok daha zordur. Bu yüzden sanayi bölgelerinde ve şehir çevrelerinde sis daha kolay tutunur.
Sisin farklı türleri
En yaygın türü, açık ve rüzgârsız gecelerde oluşan yer sisidir. Gün boyunca ısınan toprak, gece boyunca ısısını gökyüzüne yayar ve hızla soğur. Yere yakın hava katmanı bu soğuk zeminle temas ederek çiylenme noktasının altına iner ve sis oluşur. Bulutlu bir gece aynı sonucu vermez, çünkü bulutlar ısının kaçmasını yavaşlatır. Rüzgâr da engeldir; hafif bir esinti sisin oluşmasına yardımcı olabilir ama kuvvetli rüzgâr katmanları karıştırarak sisi dağıtır.
Bir diğer tür, ılık ve nemli havanın soğuk bir yüzey üzerinden geçmesiyle oluşur. Denizden karaya, ya da sıcak bir deniz akıntısından soğuk bir akıntıya doğru sürüklenen hava soğur ve yoğunlaşır. Kıyı şehirlerinde öğle vakti bile sürebilen inatçı sisler genellikle bu türdendir. Vadilerde ise soğuk havanın ağır olduğu için tabana çökmesi rol oynar; yamaçlardan aşağı süzülen soğuk hava vadi tabanında birikerek geceyi bir sis gölüyle kapatır. Çok soğuk günlerde göl ve nehir yüzeylerinden yükselen buhar, üstündeki dondurucu havada anında yoğunlaşarak tüten bir görüntü oluşturur.
Sis ile bulut arasındaki fark
Fiziksel olarak sis ile alçak bulut aynı şeydir; ikisi de havada asılı su damlacıklarından oluşur. Tek fark gözlemcinin konumudur. Dağda yürürken içinden geçtiğiniz bulut, vadideki biri için tepede duran bir buluttur. Sis genellikle yer düzeyinde başladığı ve görüş mesafesini bir kilometrenin altına düşürdüğü zaman bu adı alır; daha hafif olanına pus denir.
Damlacıklar son derece küçüktür ve havada asılı kalırlar. Yağmura dönüşecek kadar büyümezler, çünkü bunun için damlacıkların birleşerek ağırlaşması gerekir. Sis içinde uzun süre kalındığında giysilerin nemlenmesi, bu minik damlacıkların yüzeylere yapışmasından kaynaklanır.
Sisin sabahı ve dağılması
Güneş yükseldikçe zemin ısınır, ısınan zemin havayı ısıtır ve havanın nem taşıma kapasitesi artar. Damlacıklar yeniden buharlaşır ve sis alttan itibaren erir. Bu yüzden sis çoğu zaman önce yerden kalkar, bir süre alçak bir tabaka hâlinde asılı kalır ve sonra tamamen kaybolur. Kalın bir sis tabakası güneş ışığını yansıttığı için bu süreç yavaş işleyebilir; kışın günlerce dağılmayan sisler böyle oluşur.
Sisin dağılmasını geciktiren bir başka etken de sıcaklık terselmesidir. Normalde hava yükseldikçe soğur; ancak bazı durumlarda yere yakın soğuk hava katmanının üzerine daha ılık bir katman oturur. Bu ters düzen, alttaki havanın yukarı karışmasını engeller. Soğuk ve nemli hava vadi tabanında ya da kent çukurunda hapsolur, sis günlerce sabit kalır. Aynı mekanizma hava kirliliğini de yerde tutar; kış aylarında bazı şehirlerin üzerinde asılı kalan gri tabakanın sebebi budur. Rüzgârın yön değiştirmesi ya da bir hava sisteminin bölgeye girmesi bu kapağı kaldırır ve hem sis hem kirlilik kısa sürede seyrelir. Bu yüzden sisin ne zaman dağılacağını tahmin etmek, yalnızca yerdeki neme değil kilometrelerce yukarıdaki hava yapısına bakmayı gerektirir.
Sis, ekolojik olarak da işlevsizdir denemez. Bazı kurak bölgelerde bitkiler ve böcekler yaşamak için doğrudan sise bağımlıdır; yaprakların ve gövdelerin üzerinde yoğunlaşan damlalar toprağa süzülerek yağmurun yerini tutar. İnsanlar için ise sis çoğunlukla bir görüş sorunudur ve trafikte mesafenin yanıltıcı biçimde algılanmasına yol açar. Yumuşak görünen bu perde, atmosferin en sıradan ama en dikkat isteyen hâllerinden biridir.